| PERVASIZ VATANSEVERLİĞİN SEMBOLÜ: GİRESUNLU TOPAL OSMAN AĞA |
|
| Cumartesi, 13 Şubat 2010 04:17 | |||
Hüseyin Raşit YILMAZ
Yıl 1912, yer: Osmanlı tahrir defterlerinde adı Çepni İli diye geçen, Oğuz-Üçokların Çepni Türkleriyle meskûn Giresun. Gözleri çakmak çakmak bir yiğit, Hacı Hüseyin Mahallesinde ki dibek taşının üzerine çıkmış, kendisini heyecanla dinleyen gençlere: ‘Geride kalanlardan sıkılmayın. Endişe etmeyin. Vatan bizden görev bekler.’ diye haykırıyordu. Giresunlu delikanlılardan Balkan Savaşı için gönüllü asker olmalarını isteyen yiğit, Giresun eşrafından Hacı Mehmed’in oğlu Feridun zade Osman’dı. O Osman ki babasının askerden muaf olması için 54 altın lira ödediğini duyunca deliye dönmüş, hemen askerlik şubesine koşup gönüllü yazılmıştır. İşte o Osman’ın gür sesine kulak veren 63 vatan evladı, cepheye uçarcasına koşmuştu.
Cepheye vardıkların da Çatalca önlerine kadar gelmiş olan düşmanla ölesiye bir harbe tutuşmuşlar, cengin en şiddetli anında yanına düşen bir gülle kabına sığmayan Osman’ı vatan toprağının pak sinesine sermişti. Gözlerini Şişli Etfal Hastanesi’nde açan Osman’ın 10’dan fazla yarasının en vahimi sağ bacağındaydı. Sağ diz kapağı parçalanmış, doktorlar bacağını iş göremez diye kesmeye karar vermişlerdi. Nerden bileceklerdi, o parçalanmış dizle Osman’ın koca koca devletlerin hain Pontus planlarını Türk Karadeniz’in azgın sularına gömeceğini, nerden bilsinler di vatanın hangi köşesi dardaysa Osman’ın Hızır gibi yetişeceğini.. Vel hasıl kelam Osman razı olmadı, bacağının kesilmesine. Ameliyatta doktorlar keser diye uyutulmayı ya da uyuşturulmayı da istemedi. Doktorlar çaresiz Canlı canlı temizlediler şarapnel parçalarını Osman’ın dizinden. Şişli Etfal’in tarihinde belki de en çok konuşulan konu olmuştu, Giresunlu Osman’ın çektiği akıl almaz acılara nasıl dayandığı, nasıl sesini bile çıkarmadığı.Tarihler 1913’ ü gösterdiğinde Osman taburcu olup, memleketine dönüyordu. Omzunda kahramanlıklarından dolayı aldığı milis yüzbaşı rütbesi ve hemşehrilerinin O’na taktığı yeni ismiyle: Topal Osman Ağa. Osman, Giresun’da uzun zaman kalamıyordu. Dünya’yı kana bulayan düvel-i muazzama devletleri Osmanlı’yı, bağımsız tek Türk Devleti’ni haritadan silmek için var gücüyle saldırmaktaydı. Seferberlik emri Giresun’a ulaştığın da, Osman Ağa, arkadaşlarını yine etrafına topluyor ve Doğu cephesine savaşa gidiyordu. Bu sefer yanında 250’den fazla yiğit vardı. Teşkilat-ı Mahsusa alayına yazılan Osman ve arkadaşları gerilla usulleriyle Ruslara karşı büyük kahramanlıklar göstermiş, bu arada Osman ağır bir tifoya yakalanmıştı. Rus ilerleyişi karşısında iyice azıtan yerli Rum ve Ermeniler, yüzyıllardır iyilikten başka bir şey görmedikleri Türklere saldırılarını artırıyor, köyleri basıp masum Türkleri katlediyorlardı. Tirebolu önlerinde düşmanı karşılayan ve Bolşevik devriminden sonra Batum’a kadar Rus ordusunu kovalayan Türk askerleri arasında, emrindeki 700’den fazla gönüllüsüyle Osman Ağa’da bulunuyordu. Komşusu olan Türkleri arkadan hançerleyen Ermenilerin 1915’te ki tehcirlerinde Osman Ağa’da gönüllüleriyle, devlet emrinde görev yapmıştı. Mondros’ta verdiği yüz binlerce şehide rağmen mağlup sayılan, başkenti işgal edilmiş Osmanlı Devleti artık tarih sahnesinden çekiliyordu.
Sinop’tan Batum’a kadar bir Pontus Devleti kurma peşinde olan Rum’lar, Giresun’u özel harekât alanı seçmişlerdi. Giresun’un mukavemeti kırıldıktan sonra önlerinde engel kalmayacağına inanan Yunanistan destekli çeteler bu amaçlarına ulaşmak için her yolu mubah görmekteydiler. Taş kışlaya sözde Pontus bayrağını astıkları gün Giresunlu Türkler mateme bürünmüştü. Ellerinde ne silah ne cephane vardı. Gözyaşlarını içlerine akıtıp, başları önde yürüyorlardı. Ta ki o dönem hakkında ki yakalama emrinden dolayı kaçak olan Osman Ağa tan ağarmadan gönüllüleriyle Giresun üstüne Güneş gibi doğana dek. O güneş Türklerin başını göğe kaldırıyor, yasa bürünen Rumlar ise bayrak olayının baş sorumlusu Balabani Usta’nın kokmuş leşini günler sonra denizde buluyorlardı. Sayıları onlarla ifade eden rum çetelerine karşı Karadeniz’de sadece Osman Ağa ve gönüllüleri mücadele etmekteydi. Ama ne mücadele! Bölgede nerde bir Türk feryat ediyorsa oraya seğirten, hain Rumları kendi gölgelerinden korkar hale getiren bir mücadele.
*Osman Ağa’nın Giresun Kalesindeki anıt mezarı Angara'nin yağmuru Okunma Sayısı: 1818 Yorum Yazın
|