Parolanızı mı unuttunuz? Kaydolun.
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
  • default color
  • green color
  • red color

Yeni Tirebolu - Giresun bizi okuyor...

Perşembe
09
Eyl
DEVLETİN BÜYÜKLÜĞÜ NE İLE ÖLÇÜLÜR? Yazdır
Cumartesi, 30 Ocak 2010 11:30

Hüseyin Raşit YILMAZ

 

                

 

     Devlet antik çağ filozoflarından, İslam düşünürlerine, Rönesans batısından, günümüze dek üzerinde tartışılmış bir kavramdır. Her ne kadar üzerinde genel bir uzlaşma sağlanamasa da devlet; sınırlar belli bir vatan üzerin de yaşayan bir ulusun oluşturduğu siyasi teşekkülden doğan üstün ve adil bir yapı olarak kabul edilebilir. Bu üstün yapı esas gücünü kendisini oluşturan ve ömrü kurduğu devletlerle sınırlı olmayan milletten alır. Teoride milletin menfaatlerinin korunması ve millete hizmet amacına göre hareket etme yükümlülüğüne sahip olan devletin, bu hedeflere pek de riayet etmeyen örneklerinin olduğu aşikârdır. Bu durum devlet idaresini elinde bulunduranların insiyatiflerini kötüye kullanmalarıyla alakalıdır. İmparatorluk çağlarının ömrünü tamamlamasından sonra oluşan üniter devlet anlayışında, devleti kuran ulusun çıkarlarının devletin çıkarları olarak kabul edilmesi esastır.

       Yani devleti kuran ve devletin güç kaynağını meydana getiren milletin genel menfaatlerinin ve tercihlerinin ön planda tutulması hali söz konusudur. Sosyal devlet anlayışının son asırda gelişmesiyle milletin genel çıkarlarının ötesinde milleti oluşturan bireylere atfedilen ehemmiyetinde büyük artış gösterdiğini görmekteyiz. Devletin vatandaşına gösterdiği ilgi ve bireye verdiği önem ülkelerin gelişmişlik düzeyini gösteren başlı başına bir ölçüt haline gelmiştir. İnsan hayatına verilen değerin devletin onuru sayılmaya başlandığı bir dünyadayız artık. Devletlerin büyüklüğünün yüz ölçümleri, nüfusları, asker sayısı, jeopolitik konumlarıyla ölçüldüğü bir dönemi geride bırakmaktayız. Önümüzde ki dönem büyüklüğün, dünya siyasetine etki, teknolojik gelişmişlik, nitelikli insan kaynağı, vatandaşa verilen önem gibi kıstaslarla değerlendirildiği bir zaman olacaktır. ABD gibi neredeyse hiçbir jeopolitik avantajı olmayan, İsrail gibi insan kaynağı son derece sınırlı ve yüz ölçümü küçük devletlerin dünyaya etkilerinin ne denli fazla olduğuna bakmak dahi yeni ölçütleri anlamak için yeterlidir.

       Devletlerin var olma sebepleri millettir. Devletin milletten ayrı ve milletin çıkarlarına ters bir menfaati olamaz. Devlet milli iradenin isteği haricinde bir işte yapamaz. Eğer ulusun arzularının dışında bir icraat devlet eliyle gerçekleştiriliyorsa, sorumlular milli irade marifetiyle cezalandırılırlar. Millete rağmen milli menfaat gözetilemez.

       Türkler, 4 bin yılı aşkın bir gelenekten süzülüp günümüze ulaşan köklü bir devlet sistemine sahiptir. Türk ulusunun devletiyle başka milletlerde görülemeyecek şekilde imtizaç etmesinden mütevellit Devletin kurumsal kimliğine duyulan üstün sadakat, zaman zaman her nasılsa devlet idaresine gelmiş olan art niyetliler tarafından suiistimal edilmiştir. Devlete karşı duyulan sağlam temelli güvenden istifade ile kolaylıkla aldatılan ve değer verilmeyen millet, Yavuz’dan itibaren hissedilmeye başlayan ve Türk’ün ruh yapısına daha uygun olan Maturidilik’in aksine sorgulamacılıktan uzak Eşari anlayışın da etkisiyle devletin gidişatına istisnalar dışında yeteri kadar müdahil olamamıştır. Bu aynı zamanda kendi kaderine ne etki edememek anlamını taşımaktadır.

       Türk ulusunda ki eşsiz devlete sadakat ve sevginin yanında devlet işleyişine kayıtsızlık endişe verici boyuttadır. Dört, beş yılda bir yapılan seçimler dışında milli iradenin tecelli ettiği pek vaki değildir. Devletin yaptıklarında millete karşı sorumlu olduğu ve milletin de devleti yönetenlerden gerektiğinde hesap sorması gerekliliği ihmal edilmiştir. Tarihte bilinen en çok devlet kuran ulus olmamız, aslında acı bir hakikati gözler önüne sermektedir. Bizi 157. devleti kurmaya iten neden, 156’sının yıkılmış olmasıdır.

Okunma Sayısı: 1333
feed1 Yorumlar
ATİLLA AYDIN
Şubat 09, 2010
78.167.24.152

İNSAN HAYATINA DEVLET TABİİKİ ÖNEM VERMELİ AMA İÇİMİZDEKİ BAZI TOPLULUKLARA ÇEŞİTLİ HAKLAR VERİLİNCEDE İÇİNE HAVA ÜFLENMİŞ BALON GİBİ ŞİŞMEYE BAŞLIYORLAR....KENDİ KANAATİME GÖRE TÜRKİYEDE KİŞİLERE NEKADAR ÇOK HAK İMKAN SUNARSAN DEVLETİN MİLLİ MENFAATLERİNİ O DERECE DÜŞÜNMEZ OLUYOR..ARTIK TÜRK MİLLETİ MİLLİ KİMLİĞİNDEN UZAKLAŞTI UZAKLAŞTIRILDI...AHLAK ANLAYIŞI KALMADI ...BİZİM AKLIMIZ HEP ABD VE AB LİĞİNDE BENLİĞİMİZ KAYBETMİŞ DURUMDAYIZ...156 DEVLET YIKTIK AMA ÇOĞUNU İÇTEKİ KARGAŞA ORTAMI BOZGUNCULAR YÜZÜNDEN YIKTIK ..AB YE ABD YE YALAKALIK YAPALIM DERKEN 157.YİDE YIKMAYALIM...


Yorum Yazın
 
  Daralt | Genişlet
 

busy
 

Yazar: Hüseyin Raşit YILMAZ

E-mail: Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Diğer yazılarını göster

 

ANKET

REFERANDUMDA HANGİ OYU KULLANACAKSINIZ?
 

SAFKAD PANSİYON

YUSUFUN YERİ

TİREBOLUSPOR

İLG YAPI

GÜVEN TIP MERKEZİ