| ATEŞE BENZİN DÖKMEK YA DA AÇILIM SERÜVENİ |
|
| Perşembe, 07 Ocak 2010 17:26 | |||
|
Bilmiyorum dikkatinizi çekti mi son dönemde şehit cenazelerinde ki toplumsal tavır değişimi. Ya da daha önce benzerini yaşamadığımız ‘’etnik’’ sıfatıyla damgalı batı vilayetlerimizde ki gerginlikler. Artık şehit cenazelerinde ‘’Türk-Kürt kardeştir.’’ Sloganları duyulmaz oldu. Güneydoğudan terör ve işsizlik nedeniyle batıya göçen ve on yıllardır huzurlu bir ortamda yaşayan doğulu insanlarımızla yerli vatandaşlar arasında tek bir kıvılcımdan alev almaya hazır bir ortam oluşuverdi. Benzin dökülen bir ateşin ortasında kaldık vesselam. Devir at gözlüklerini çıkarıp, bu cendereden nasıl en az zararla çıkabileceğimizi bulma zamanıdır. İktidarında muhalefetinde tüm ideolojik bağnazlıklardan kurtulması zorunluluğu daha önce hiç olmadığı kadar zaruri hale gelmiştir. AKP’yi oldukça sert eleştiren bir kitabın müellifi olarak belirtmem gerekir ki; bir politika ne sadece AKP tasarladığı için kötü olabilir ne de içeriği bile kavramadan iyi sıfatıyla tanımlanabilir. Halkın neredeyse yarıya yakınının oyunu alan bir siyasi partiye millet iradesini küçümseyerek tepeden bakmak, tıpkı halkın kendilerine gösterdiği teveccühü ancak cahillerde bulunabilecek bir cesaretle birleştirip ufuksuz açılımlara girişmek gibi hatalı bir tavırdır. Üstlendiği bütün fedakarlıklara rağmen Kürt kardeşine daima muhabbet nazarıyla bakan ve toplumun ekseriyetini oluşturan Türk kütle bugün daha önce hiç de alışık olmadığımız tehlikeli bir davranış yapısına kaymaktadır. Yıllardır terör örgütünün Türkleri ötekileştirme politikasının bir benzeri bugünlerde biz Türkler arasında ‘’Kürtleri ötekileştirme’’ şeklinde tezahür etmektedir. Batı illerimizde ufak bir öğrenci kavgasının bir anda Türk-Kürt etnik gerilimi hüviyetine bürünmesi, Diyarbakırspor’un deplasmanlarda yaşadığı incitici kitlesel protestolar bu durumun en göz önünde örneklerindendir. Geniş kitleler arasında hızla yayılan ve bir takım cahil vatanseverler tarafından bilinçsizce derinleştirilmeye çalışılan ‘’biz ve onlar’’ ayrımı milletimizi benzerini daha önce yaşamadığımız bir fitne girdabına hızla sürüklemektedir. Şimdilerde Türk ve Kürt asıllı nüfusun yıllardır kardeşce birlikte yaşadığı Mersin, İzmir, Sakarya, Malatya gibi illerde başlayan ve hızla doğudan göçen nüfusun yerleşik bulunduğu diğer illere de yayılan ‘’etnik’’ kışkırtmalı gerginliklerin bu ivmeyle sürmesi halinde–Allah muhafaza- ülkemiz 80 öncesi günleri mumla arar bir çatışma ortamına saplanma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Kardeşin kardeşe düşmanlaştırıldığı alçak bir oyunun ortasındayız. Bu noktada evvela hükümetin teröre karşı devlet kudretini göstererek Türk kitleyi dinginleştirmesi, bunu yaparken de suçluyla suçsuzu ayırmada azami titizlik göstermesi gerekmektedir. Bu yapılırken de devletine sadakatle bağlı Kürt asıllı vatanseverlerin ellerini güçlendirmek için, terör örgütünün bölgedeki etkinliğini kırarak akil Kürtlerin çözüme katkı sağlamasının önünün açılması gerekir. Devlet hem vatandaşının terörle baş başa can ve mal güvenliğinden yoksun olarak yaşayıp hem de sadakat göstermesini bekleyemez. Devletin kudretini de şefkatini de stratejik bir akılla insanlarına göstermesi fitne ateşini boğacak en önemli alternatif olarak karşımızdadır. Ya biz bu ateşi boğacağız ya da bu ateş bizi... Okunma Sayısı: 1820 Yorum Yazın
|