Parolanızı mı unuttunuz? Kaydolun.
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
  • default color
  • green color
  • red color

Yeni Tirebolu - Giresun bizi okuyor...

Perşembe
09
Eyl
TÜRK'E RAĞMEN TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ Yazdır
Cuma, 13 Kasım 2009 02:34

Hüseyin Raşit YILMAZ

 

 

 

     Türk Milliyetçiliği en yalın ifadesiyle Türk milletine derin bir sevgi ve sadakatle bağlılığa denir. Geçmişi bilim çevrelerinde 19. asrın sonlarına, hakikatte ise bilinen en eski Türklere kadar uzanan Türk milliyetçiliği dünyada ki tüm milliyetçiliklerden farklı bir gelişim izlemiştir. Ne Alman milliyetçiliği gibi ırkçılığa ve başka milletleri imhaya, ne İngiliz ve Rus milliyetçiliği gibi emperyalizme sapmıştır. Müspet ve menfi milliyetçilik ayrımında menfiliğe asla tevessül etmemiş tek milliyetçilik anlayışının Türk milliyetçiliği olduğunu söylemek yanlış olmaz. Bilinen ilk Türk milliyetçisi kabul edilen Hun prensi Çiçi'den 21.yüzyıla kadar olan süreçte hiçbir devlet ya da topluluk Türk milliyetçiliğinden zarar gördüğünü iddia edemez. Türk milliyetçiliğinin kaygısı milletini nasıl mutlu ve huzurlu kılabileceğidir. Bu endişeyi taşıyan milliyetçilerin çözüm yolları da mensup oldukları Türk milletinin değerlerini içinde barındıran bir hüviyettedir. Türk milliyetçiliğinin doğasında milletinin mukaddes kıymetlerine aykırılık yoktur. Daima Tarayıcınız bu resmin gösterilmesini desteklemiyor olabilir. kültür milliyetçiliği çerçevesi içinde kalmış ve bunu bütün benliğiyle benimsemiş Türk milliyetçileri, ne kadar enteresandır ki günümüzde kitlesel bir hale gelememiştir.

     Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunda Ziya Gökalp, Ahmet Ağaoğlu,Yusuf Akçura, Mehmet Emin Yurdakul gibi çok önemli milliyetçi düşünürlerin ve yeni devletin kurucusu Mustafa Kemal Paşa'nın yönlendirmeleriyle milliyetçi temeller üzerine bina edilen yapı 1938 sonrası deforme edilmeye başlanmıştır.Bu deformasyon süreci günümüze dek devam etmiş ve geniş halk kitlelerine Türk milliyetçiliği marjinal bir hareket olarak tanıtılmıştır. Atatürk sonrası çeşitli derneklerin çatısı altında sınırlı bir aydın hareketi olarak yaşamaya devam eden Türk milliyetçiliği, 1964'ten sonra partileşerek siyasi hayata aktif bir şekilde dahil olmuştur. 1964'te rahmetli Alparslan Türkeş'in CKMP'nin başına geçmesi,Türk milliyetçiliğinin küçük bir aydın hareketi olmaktan çıkıp kitleselleşmeye başlaması adına bir dönüm noktasıdır. Alparslan Türkeş'in dahice geliştirip teşkilatlandırdığı parti,bilhassa gençlik üzerinde hususiyetle durmuş ve milliyetçilik yalnız bir aydın hareketi olmaktan çıkıp aynı zamanda bir gençlik hareketi kimliği de kazanmıştır. Hem Alparslan Türkeş'in hem de o dönem ki ülkücü kadronun üstün gayreti ve fedakarlığı Türk milliyetçiliğine büyük bir dinamizm kazandırmış ve Türk toplumu kendileri için uğraş veren bu milliyetçi kadroya sempatiyle bakmaya başlamıştı. Her seçimde oylarını arttırarak emin adımlarla iktidara ilerleyen Türk milliyetçileri, dış destekli bir ihtilalle engellenip hapishanelerin yolunu tutunca milliyetçiliğin kitleselleşme süreci sekteye uğramış oluyordu. 1987'de siyasi yasakların kalkmasıyla mücadelesine kaldığı yerden değil,çok daha gerilerden başlamak zorunda kalan rahmetli Alparslan Türkeş tarihe unutulmaz liderlik örnekleri sunarak alt üst edilmiş milliyetçileri yeniden toparlayıp Türk milliyetçiliğini siyasi arenada temsile devam ediyordu.Alparslan Türkeş gibi bir öndere ve yetişmiş kadrolara sahip bir hareketin toplumun geneline yayılamamasının arkasın da, şüphesiz, bir çok neden Tarayıcınız bu resmin gösterilmesini desteklemiyor olabilir. bulunmaktadır. Bunların başında Alparslan Türkeş'in 27 Mayıs 1960 ihtilaline katılmış olması ve Menderes, Polatkan ve Zorlu idamlarından dolayı siyasi rakipleri tarafından suçlanmasıydı. Oysa rahmetli Türkeş, 27 Mayıs'tan sonra DP önde gelenlerini idamdan kurtarmak için büyük çaba sarfetmiş hatta İsviçre hükümetiyle temasa geçip sular duruluncaya kadar DP'lileri oraya göndermeye çalışmıştır. Lakin bu çabalarının da etkisiyle Milli Birlik Komitesi'ndeki İnönü yanlısı sol cuntanın 13 Kasım 1960'ta yani darbeden 5,5 ay sonra yaptığı  darbe içinde darbeyle kendisi gibi milliyetçi 13 arkadaşıyla tasfiye edilmiş ve her biri dünyanın çeşitli yerlerine sürgüne gönderilmişlerdi. İdamlar ise bu olaydan 10 ay sonra 16 Eylül ve 17 Eylül 1961'de gerçekleştirilmişti. İdamlardan bir hafta önce 7 Eylül 1961'de sürgünde olduğu Hindistan-Yeni Delhi'den MBK'nın başkanı Cemal Gürsel'e yazdığı mektupta ''Ölüm cezalarının infazı halinde, milletimizi bölen kin ve garez duyguları şiddetlenecek… Cezaların infazı ile memlekete sağlanacak hiçbir fayda yoktur. Esasen siyasi suçlardan dolayı ölüm cezaları verilmesi insanlık duygularına uymamaktadır.'' demekteydi. (1)Bütün bu gerçeklere rağmen DP'nin devamı olan Adalet Partisi'nin ustaca propagandalarıyla halka idamların sorumlusu olarak takdim edilen Alparslan Türkeş, tüm üstün özelliklerine rağmen bu iftirayı tam manasıyla yok edemedi. Diğer bir kitleselleşme engeli yine siyasi rakiplerin edepsizce ortaya attıkları dine bakış meselesiydi. Özellikle 1970'lerin ikinci yarısında hız kazanan milli görüş akımının dillendirdiği bu konu esasında mesnetsiz bir iddiadan başka bir şey değildi. Zira o dönem her gün şehit cenazeleri kaldıran bir harekete bu iftirada bulunmak abesle iştigalden öteye gitmemeliydi.Zira Türk milliyetçiliği hareketinin lideri Alparslan Türkeş'in yakınları onun dindar kimliğini en iyi bilen ve görenler olarak hayattaydılar. Rahmetli Türkeş: ''Ben Türk Milleti'ni….. Hak yolu, hakikat yolu,Allah yoluna çağırıyorum. Hareketin adını açıkça ilan ediyorum: Yeniden maneviyata dönüş..'' (2)diyen Tarayıcınız bu resmin gösterilmesini desteklemiyor olabilir. kişiydi. Yine o:''İslamiyet, Türk milleti'nin geri kalış sebebi değildir. İslamiyet nereye gitmişse, tarih boyunca gittiği yerlere ışık götürmüş, gittiği yerlere medeniyet yollarını açmış olan yüksek bir fazilet ve ahlak dinidir. ''(3) diyordu. Türkiye'nin kalkınma reçetesi olarak sunduğu 9 Işığın bir maddesi yani Ahlakçılık manevi kalkınma için İslamiyet'i tek çözüm olarak göstermekteydi. 1976'da bazılarının aksine sessiz sedasız kutsal topraklara gidip hac vazifesini yerine getirmişti. Yine Türk milliyetçiliğinin yüz aklarından rahmetli Seyyid Ahmed Arvasi'de: ''Türk milliyetçiliğinin davası Allah ve Resulu'nün davasıdır. Ve bunun adı İslamiyet'tir. Aksini iddia edenler Türk milliyetçilerini ya tanımamakta ya da bühtan etmektedirler. ''(4)demekteydi. Ama tüm bunlara rağmen siyasi rakiplerin bu iftirası da vitrinlerde yerini almış oldu. Bir diğer meşhur iftira da Türk milliyetçiliğinin kafatasçı bir hareket olduğuydu. Oysa Türk milliyetçiliğinin belki de bu konuda en sert ismi olan merhum Nihal Atsız dahi ''Biz Türkçülere düşen görev annesi Türk olmayan Yıldırım Bayezid ve babası Arnavut olan Mehmet Akif kadar Türk olabilmektir'' demekteydi. Alparslan Türkeş'te ömrü boyunca Türk milliyetçiliğinin bir labratuvar milliyetçiliği olmadığını, kültürel bir milliyetçilik olduğunu anlatmıştı. Yani Türk milletine derin bir muhabbetle bağlı olmak ve Türk'üm diyebilmek Türklüğün yegane şartları olarak Türk milliyetçilerince kabul edilmiş ilkelerdi. Lakin yine bütün bu gerçeklere rağmen bu iftirada Türk milliyetçiliğinin kitleselleşmesinin önünde bir engel olarak yerini almış oldu. 1987'den sonraki dönem ise genelde günübirlik siyasi rüzgarlarla iktidara gelmiş popülist partilerin milliyetçi tabandan rey alma hevesiyle kurduğu tezgahlarla geçti.1997'de Türk milliyetçilerinin Başbuğ'u ve ülkücü hareketin banisi Alparslan Türkeş'in Hakk'a yürüyüşünden sonra yetim kalmanın verdiği dayanışma duygusuyla ivme kazanan Türk milliyetçiliği 1999'da en büyük sağ parti olarak iktidara ortak oldu. Maalesef milletin teveccühünü iyi değerlendiremeyen Türk milliyetçiliğini idare makamında oturanlar, uzun süre beklenen fırsatı, olabildiğince kötü değerlendirerek Türk milliyetçiliğinin kitleselleşmesinde çok önemli mesafeler alınmışken, bu açıdan 12 Eylül benzeri bir darbeyi bu sefer içten Türk milliyetçiliğine vurmuşlardır. Tarayıcınız bu resmin gösterilmesini desteklemiyor olabilir.      

     Bugün Türkiye'de Türk milletine ölesiye tutkun, milletinin menfaatleri için kendilerini fedaya hazır ve sayısını hiç kimsenin azımsayamayacağı bir Türk milliyetçisi topluluk bulunmaktadır. Türk milletinin değerlerinden başka bir kıstası bulunmayan, milletinin mutluluğundan başka arzu taşımayan, buna rağmen milletine kendini anlatamayan bir topluluk. Türk milliyetçileri artık hep uzak durdukları ya da uzak tutuldukları kitle iletişim araçlarını etkin bir şekilde kullanmak zorundadırlar. Yazılı ve görsel basını kullanmadıkça, ''vatanım ruy-i zemin, milletim nev-i beşer'' diyen gayr-ı milliler Türk milliyetçilerini kendi milletine istedikleri gibi tanıtacak buna karşı milliyetçiler buğz etmekle yetinmek zorunda kalacaklardır.Türk milletine rağmen Türk milliyetçiliği yapmak zorunda kalmamak için Türk milletine, Türk milliyetçilerinin bizatihi milletin kendisi olduğunu anlatmak gerekir. Bu zorunluluğun getirdiği sorumluluk Türk milliyetçilerinin omuzlarındadır.  

(1) Milli Yol Dergisi, Türkeş'in Gürsel'e Mektubu, 26 Ocak 1962

(2) Alparslan Türkeş, Türkiye'nin Meseleleri,s.26

(3) Alparslan Türkeş,a.g.e,s.7

(4) Seyyid A. Arvasi, İdeolojimiz ve İslamiyet, Türk-İslam Ülküsü c.2,s.259
Okunma Sayısı: 977
feed1 Yorumlar
Ahmet ÖZDEMİR ,
Kasım 13, 2009
78.165.135.89

Sayın, Hüseyin Raşit YILMAZ;
Tebrik ederim. Ellerinize ve gönlünüze sağlık. Sert ifadeler kullanmadan, güzel-esnek-saygılı ifadelerle yazılan yazılarınız, mutlaka daha etkili oluyor; bence. Tirebolu Ülkü Ocakları'nın, belirttiğiniz yönleri işleyeceğine, TÜRK-İSLÂM sentezini imandan öteye ameli olarak da hayata geçirilmesine öncülük edeceğine, ilim-bilim yoluyla hemşehrilerimizi aydınlatacağına, bütün bunları yaparken de heyecandan-refleksten uzak durarak, akılcı bir politika içinde olacaklarına, bütün bunlara ve daha fazlasına sizin-sizlerin de öncülük edeceğinize, kalben inanıyorum-güveniyorum. Derin muhabbetlerimle-selâm ve saygılarımla.


Yorum Yazın
 
  Daralt | Genişlet
 

busy
 

Yazar: Hüseyin Raşit YILMAZ

E-mail: Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Diğer yazılarını göster

 

ANKET

REFERANDUMDA HANGİ OYU KULLANACAKSINIZ?
 

SAFKAD PANSİYON

YUSUFUN YERİ

TİREBOLUSPOR

İLG YAPI

GÜVEN TIP MERKEZİ