| AKP’NİN ‘’KÜRT’’ AÇILIMINDA Kİ TEREDDÜT |
|
| Pazartesi, 02 Kasım 2009 20:13 | |||
|
Sorunun varlığından bahsetmek aynı zamanda söz konusu sorunun çözümü için uygun tedavinin gerekliliğine de işaret eder. Etkenleri ve talepleri değişse de iki asrı aşkı bir süredir devam edegelen Güneydoğu kaynaklı ayrılıkçılık hareketleri bilhassa son çeyrek yüzyılın en sıcak sorunu olarak tanımlanabilir. Sorunun önemi ve büyüklüğü olası çözüm politikalarının da etkin ve gerçekçi olması zorunluluğunu doğurur. Bu zorunluluğa uymayan politikaların sorunu çözmek bir tarafa çözümsüzlüğü derinleştirdiği ülkemiz örneğinde görüldüğü üzere aşikârdır. Çoktandır terör meselesi tanımlamasının dışına taşmış, siyasal süreci sonunda, sosyal bir problem olarak karşımızda duran bölücü-ayrılıkçı hareketin sona erdirilmesi için öncekilerden farklı politikalar uygulanması ihtiyacı genel bir kabul olarak değerlendirilebilir. Bilindiği üzere son dönemde Ak Parti iktidarının Demokratik Açılım ya da ‘’Kürt Açılımı’’ olarak adlandırdığı bir sürecin ilerlemesine tanıklık etmekteyiz. Önceleri adı konulmadan, AKP ‘nin Güneydoğu kökenli bazı isimlerinden DEP-HADEP-DTP çizgisine yakın bazı talepler basına yansımaya başladı. Ardından AKP yöneticileri ve bizzat Tayyip Erdoğan’ın benzerlerini daha önce aynı makamda bulunanlardan işitilmedik tarzdaki açıklamaları geldi. TRT 6 adıyla Kürtçe yayın yapan bir kanal yayına başladıktan bir süre sonra çoktandır başlatılmış bir sürecin adı süreci başlatanlar tarafından konuldu: ‘’Kürt Açılımı’’. Süreç, sadece tek başına iktidar olan bir partinin radikal bir politika arayışı olarak kalmadı. MGK kararıyla da devletin etkin kurumlarının süreci benimsediği duyuruldu. Türkiye farklı felaket ve huzur senaryolarının havada uçuştuğu yeni bir atmosfere böylece girmiş oldu. Ortada rahat hareket etmesini engelleyen bir hastalıktan muzdarip, daha önce uygulanan ilaç tedavileri sonrası sağlığına kavuşamamış heybetli bir vücut. Gelinen noktada nihai teşhis; kaçınılmaz bir ameliyat. Buraya kadar bir tereddüt söz konusu değil. Tereddüdün başlamasına neden olan soru ise şu: ‘’Hastanın başında niyeti hastayı iyileştirmek olan doktorun ve ekibinin bu operasyonu gerçekleştirebilecek birikim, donanım ve yeteneği var mı? İşte içinde bulunduğumuz durum tam da bu soruyla karşılık bulmaktadır. Ve belki de daha vahim olan ise konuya duyarlı çevreler yukarıda ki soruya cevap ararken, bahsi geçen ameliyatın çoktan başlamış bulunmasıdır. Okunma Sayısı: 1078 Yorum Yazın
|