| ÇAKALIN YOL HARİTASI YA DA BİR DEVLET NASIL REZİL EDİLİR? |
|
| Cumartesi, 22 Ağustos 2009 17:22 | |||
|
Malumunuz son günlerde adı kimilerince ''Kürt Açılımı'', kimilerince de ''Demokratik Açılım olarak kabul edilen bir proje uygulamaya konuldu. Sözkonusu proje yalnız iktidardaki siyasi partinin ve sivil toplumdaki parçalarının değil MGK gibi devletin ortak görüşünün şekillendiği bir kurumun onayıyla yürürlükte. Sayın başbakan uzun süre randevu taleplerini geri çevirdiği DTP'lilerle bile bu proje için bir araya geldi. Hatırlayacaksınız sayın başbakan görüşmeye ''başbakan'' sıfatıyla değil ''AKP Genel Başkanı'' sıfatıyla katıldığını kamuoyuna ilan etti. Gömlek değiştirme alışkanlığının bir devamı olsa gerek. Burada kısa bir parantez açıp şimdilerde ''Kürt Meselesi'' adını alan iki asırlık bir fitne operasyonuna dikkat çekmekte fayda görüyorum. 19. Asrın başındaki Babanzade isyanından sonra yerel menfaatlerin arttırılması çıkışlı sonrasında Rus,Fransız, İngiliz ivmesiyle gitgide etnik bir hüviyete büründürülen Doğu Meselemiz günümüzde geçmişte fitneyi kurgulayanların bile hayal edemeyekleri bir noktaya gelmiştir. Türk coğrafyasının bağrına sokulan bir hançer haline getirilmeye çalışılanlar ise öz kardeşlerimizdir. Evet, Kürtler bazılarının dediği gibi ne Türk'ten tamamen farklı ayrı bir ulus, ne de şimdilerde popüler olan şekilde sadece bin yıldır birlikte yaşadığımız komşularımız değillerdir. Tarih boyunca Kürtler Türkler nerede ulunmuşsa orada bulunmuşlardır. Bu gün Kürtçü-ayrılıkçı teorisyenlerin en zorlandıkları konulardan bir tanesi bugün hala Kazakistan'da yaşayan yerleşik Kürt boyu ve Macar ovalarına değin yayılan ve her birinin etrafı başka Türk boylarının isimleriy bezeli olan Kürt isimli yerleşim yerleridir. 3080 kelimesi Öztürkçe olan Kürtçe, biraz dikkat edildiğinde önemli oranda anlaşılabilecek bir yapıdadır. Bugün İstanbul ağzında yaşamayan bir çok eski Türkçe kelime Kürtçede varlığını sürdürmektedir. Kürt kelimesinin açık anlam ifade ettiği tek dil Türkçe’dir. Macar bilim adamları ve diğer araştırmacılar ‘’Kürt’’ün Türkçe’de ‘’yatık,sertleşmiş kar, kar yığını’’ anlamına geldiğini kanıtlamışlardır. Ayrıca; Kazak Türkçe’sinde ‘Kürt’ kalın kar yığını,’Kürtük’ yeni yağmış kar, Kürt Şor Türkçe’sinde ‘çığ’, Tarançiler’de Kürt yeni yağmış kar; Kazan Tatarcasın da ‘Kört’, kar yığını, Çuvaşça’da Kürt kar saçağı akıntısı, Uygurca’da ‘Körtük’ kar denizi… Bugün ülkemizde Kürt kelimesinden türemiş yer isimleri de vardır. Hem de tahmin edilenin aksine çoğunlukla güneydoğu bölgemizde değil. Örneğin; Gümüşhane’ye bağlı Kürtün ilçesi bunlardan en bilinenidir. Kürtün halkı Oğuzların, üçok kolundan Çepnilerden oluştuğu halde coğrafi olarak karlı ve dağlık bir yerde kurulu olduğu için Türkçe’de kar yığını anlamına gelen ‘Kürt’ün ismini bölgelerine koymuşlardır. Yine Samsun’da da kürtün isimli bölgeler mevcuttur. Yukarıdaki gerçek bilgileri ifade etme nedenimiz;aslı Türk olan bir boydan Türk'e düşman bir millet inşa ediliyor olmasının anlaşılması içindir. Bu batı tandanslı ilk örnekte değildir. Bilindiği üzere Turani birer boy olan Bulgar ve Macarlar miladi 10 asırda Hristiyanlığa geçerek Türklüklerini kaybetmişler ve Osmanlı Türklerinin Avrupa fetif hareketini engellemek için karşımıza büyük ordularla çıkmışlardır. Günümüzde kitle iletişim araçlarının akılalmaz boyutlarda gelişmesiyle milletleşme süreçleri çok daha hızlı olmaktadır. Bu nedenle öz kardeşimiz olan Kürt boyu şimdilerde ayrı bir millet kimliğine bürünme aşamasındadır. Aklı başında her Türk'ün öz kardeşinin karşısına düşman olarak çıkarılmasına karşı çıkması gerekirken bugün bilhassa makam sahipleri batının kışkırttığı farklılıkları arttırma adına ve tamamiyle terör örgütünün arzu ettiği şekilde adına açılım dedikleri bir projeyi uygulamaya koymuşlardır. Evet,sorunun çözümü için acilen bir eylem planı uygulamaya konulmalıdır. Lakin bu eylem planını hazırlayanlar, uygulamanın sorumluluğunu üstlenecekler ile ilgili herhangi bir şaibe ve güvensizlik bulunmamalıdır. AKP kadroları içinde aileden hem Osmanlı hemde cumhuriyet ile kavgalı isimler etkin noktadadırlar. Elbette atalarının suçları torunlarını suçlamak için neden olamaz. Lakin torunlarının çalışmaları dedelerini hatırlatıyorsa meseleye çok ihtiyatlı yaklaşmak gerekir. Sorunu çıkartanlara istediklerini vermek sorunu çözmez. Sadece sonraki tavizleri beraberinde getirir. Maalesef Türk devleti avucunun içine aldığı katil, hain, tecavüzcü(bakınız örgütten kaçan kızların itirafları) bir çakalı infaz etmemiş, etmediği gibi devlet menfaatine kullanamamış, kullanamamışken o çakal istediği gibi at oynatmıştır. Binlerce yıllık Türk tarihinde böylesi birkepazelik çok az bulunur. Gözbebeğimiz devletimizi ve devletin varlık amacı olan milletin huzur ve güvenliğini tehlikeye atanlar unutmamalıdırlar ki, gün olur devran döner. Hiç bir makam kalıcı değildir. Millet elbet seçimle göreve getirdiklerini yine seçimle görevden alacaktır. Dirliği ve birliği tehdit altında olan Türk milleti, kararı verecek olan da yine Türk milletidir. Allah sonumuzu hayr etsin. Okunma Sayısı: 1437 Yorum Yazın
|