| FINDIK,KARADENİZ VE DEVLET NASIL KURTULUR ? |
|
| Salı, 11 Ağustos 2009 21:15 | |||
|
Hüseyin Raşit YILMAZ
Yarım asra yaklaşan bir süredir her yıl fındık hasat mevsimi yaklaşınca ülke gündemine gelen aslında yılın geri kalanında da Karadeniz’in gündeminden hiç düşmeyen bir mesele tüm heybetiyle karşımıza çıkar; Fındık. Fındığın Türkiyemizin en önemli tarımsal ihraç ürünü olması ve neredeyse üklemiz nüfusunun %10’una tekabül eden çok geniş bir kitleyi doğrudan etkilemesine karşın bugün içinde bulunduğu durum tam anlamıyla Türkiyemize özgü bir trajedidir. 1960’ların başında devletimizin fiyat destekleme kapsamına alınan, 1983’de kısaca ‘’Fındık Kanunu’’ olarak ta bilinen ‘’2844 sayılı Fındık Üretiminin Planlanması ve Dikim Alanlarının Belirlenmesi’’ ile sorunun çözümü noktasında yasal bir altyapıyada kavuşan fındığın ana sorunu kendisini ilgilendiren kanunun ve çözümle ilgili uzman kurumların verdiği raporların bir türlü uygulanmaması olmuştur. Bilindiği üzere fındık ülkemize her yıl milyar doların üzerinde bir döviz girdisi sağlamaktadır. Bununla birlikte maalesef yanlış popülist politikalar neticesinde devlet kurumlarınında fındık alımları nedeniyle açıkladıkları görev zararları ortadadır. Yani fındık ihracat vasıtasıyla kazandırırken,arz fazlasının devlet eliyle stoklanması neticesinde de kaybettirmektedir. Özellikle son yıllarda Fiskobirlik ve Toprak Mahsulleri Ofisi’nin fındık zararı akıl almaz boyutlara ulaşmıştır. Sözkonusu zararın ¼’ünün fındığın taban araziden sökümü için bu arazilerde ki vatandaşlara tazminat olarak verilmesi ve denetlenmesi için ayrıldığını düşünürsek,ülkemizde ki arz fazlasına kesin çözüm bulmuş olunurdu. Ne yazık ki, her yıl yüzmilyonlarca dolar zarar devletimizce hazineden karşılanmasına rağmen,zararın çok daha azına kalıcı çözüm sağlanması yoluna gidilmemektedir. Üzülerek belirtmek isterim ki, fındığın en büyük düşmanı zararlı böcekler, don tehlikesi,bilinçsiz çiftçilik, ya da alivre satış yapan büyük şirketler değil çözümü son derece basit olan Fındık konusunu son 50 yıla yayan ve kalıcı çözüm üretmekten imtina ederek devletimizi milyarlarca dolar zarara uğratan popülist ve ufuksuz yönetimlerdir. Fındık Meselesinin Çözümünü iki başlık altında incelemek uygun olacaktır; a. Fındık Tarımı Arazilerinin Sınırlandırılarak Arz Fazlasının Engellenmesi, b. Türk Fındığının Kalitesinin ve Fındık Ticaretinin Profesyonelliğinin Arttırılması. a. Fındık Tarımı Arazilerinin Sınırlandırılarak,Arz Fazlasının Engellenmesi: Bilindiği üzere fındığın dünya üzerinde görüldüğü ilk yer, doğal yetişme alanı Giresun,Ordu ve Trabzon’dur. 1960’larda 225 000 hektar olduğu tahmin edilen fındık tarımı yapılan arazilerin 200 000 hektarı Giresun, Ordu ve Trabzon illerinde bulunmaktaydı. Devletimizin 1964 yılında fındığı destekleme kapsamına almasıyla fındığın doğal yetişme alanı olan üç ilde (Giresun, Ordu, Trabzon) %56 oranında, bu illerin dışında kalan Samsun, Düzce, Sakarya, Kocaeli, Bartın ve Zonguldak illerinde ise %860’lık inanılmaz bir fındık arazisi artışı olmuştur. İşte fındığın esas problemi, doğal yetişme bölgesi olan Doğu Karadeniz dışındada tarımının yoğun olarak yapılmaya başlamasıdır. Son derece verimli taban arazileri olan Çarşamba ve Bafra ovaları dahil olmak üzere, bir çok alternatif ürünün verimli bir şekilde yetiştirilebileceği Batı Karadeniz’de fındığın ana ürün olarak yetiştirilmesi Türkiyemizin fındık meselesinin temelini teşkil etmektedir. Doğu Karadenizin dik yamaçlarında fındıktan başka bir tarımsal ürünün verimli bir şekilde üretilemeyeceği aşikardır. Bununla birlikte Karadenizin doğusundaki fındığın kalite açısından üstünlüğü ve bu bölgenin güç coğrafi ve ekonomik şartlarında göçü azaltan etkisinide yadsımamak gerekir. Dolayısıyla alternatifsiz güç şartlarda, dekar başına verimin düşük olduğu Doğu Karadeniz’de fındık tarımı yapan çiftçi ile, sınırsız alternatif ürünü verimli bir şekilde üretme imkanına sahip, dekar başına verimin oldukça yüksek olduğu, bunun yanında ürettiği fındığın doğal kaliteside düşük olan Batı Karadeniz çiftçisine aynı desekleme standartlarını uygulamak son derece haksızdır. Orta ve Batı Karadeniz’in verimli topraklarının sadece fındık tarımına ayrılması aynı zamanda daha önce bu bölgelerde üretilen kaliteli tarım ürünlerini dışarıdan ithal etme mecburiyetinide beraberinde getirmektedir. (bakınız pirinç, tütün vb...) Bu da ülkemize ek bir yük getirmektedir. Devletimizin her yıl fındık üreticilerinin sıkıntılarını, arz fazlasını stoklayarak hazineyi milyarlarca dolar zarara sokarak çözüm üretmesi fevkalade üzüntü vericidir. Halbuki bir yıllık hazine zararının bile daha azına arz fazlası fındık meselesini çözmek büyük oranda mümkündür. Fındığın doğal yetişme alanı üç il olan Giresun, Ordu ve Trabzon’un dışında kalan yerlerde özellikle verimli taban arazilerde devlet denetiminde kademeli, tazminatlı ve alternatif ürün sunarak yapılacak fındık sökümü arz fazlasını engelleyecektir. Böylece devletimiz her yıl zarar etmeyecek, fındık devlete yük olmaktan çıkarak sadece gelir getiren bir ürün olacaktır. Devletin söküm için üreticiye vereceği tazminatın tatminkar olması ve söküm sonrasıda arazilerin denetlenmesi son derece önemlidir. Fındığını söken çiftçilerin mağdur edilmemesi, alternaf ürünlerden fındıktan kazandıklarından daha fazlasını kazanmalarının sağlanması projenin devamı için gereklidir. Bu durumda hem arz fazlası fındık sorunu çözülerek hazine zara etmekten kurtulacak hem de ülkemiz tarımsal ürün ithal etmek yerine ihtiyacını kendisi karşılamış olacaktır. Elbette böyle bir tarımsal dönüşüm projesinin uygulanabilmesi için kuvvetli ve popülizmden uzak bir siyasi irade gereklidir. Sorunun çözümünü yarım asır erteleyenler problemin esas müsebbipleridirler. b.Türk Fındığının Kalitesinin ve Fındık Ticaretinin Profesyonelliğinin Artırılması: Türkiye dünya fındık üretiminin %75’ini ve ihracatının %70’ini tek başına gerçekleştirmektedir. Maalesef dünyada tekel olmamızı gerektiren bu yüksek oranlar bizi bırakınız tekel yapmayı ciddi oranda söz sahibi olmamızı bile sağlayamadı. Türkiye sadece isteyene istediği kadar ve isteyenin belirlediği fiyat üzerinden satış yapan bir toptancı ülke konumunda bulunmaktadır. Ülkemizdeki fındık orsaları alım-satımın kayıt altına alındığı tescil büroları olmaktan öteye pek gidememiş, gitmek isteyenlerde gerekli yardımları göremediklerinden yakınarak nihayetinde vazgeçmişlerdir. Fındığın ihracatı dolayısıyla geliri günden güne artarken maalesef bu üretimde kalite artışını beraberinde getirememiştir. Yapılan araştırmalar fındık üreticilerinin büyük çoğunluğunun fındık tarımını babadan öğrendiği şekilde sürdürdüğünü göstermektedir. Bu aynı zamanda 21.yüzyılda fındık için hala bir asır öncenin tarımsal mantalitesinin devam ettiğini göstermektedir. Doğal olarak dünyanın en kaliteli fındığını yetiştiği Karadeniz de,bilinçsiz gübreleme, bahçe bakımı, yanlış toplama ve kurutma usulleri neticesinde kaliteli bir ürünün nasıl olabilecek en kötü duruma getirilebileceği açıkça görülebilmektedir. Fındık tarımında ki bu bilinçsizliğin giderilmesi için, Ziraat odalarının gerekli donanım ve ödenekle yetkili kılınması çiftçi kayıt sistemindeki bütün çiftçilere ulaşabilecek şekilde eğitim programlarının tertip edilmesi gerekmektedir. Sözkonusu eğitimlere katılan çiftçilerin de kayıt altına alınarak devletin eğitimli çiftçilerin ürünlerini eğitime katılmayan çiftçilere göre daha uygun fiyata alması sağlanmalıdır. Bununla birlikte eğitime katılan çiftçilere doğrudan gelir desteği benzeri bir avantajda sağlanabilir. Böylece fındık üreticileri bilinçlendirilip, eğitim programları özendirilebilinir. Fındıkla ilgili Ticaret Borsalarının tescil büroları olmaktan çıkıp, ismine uygun olarak ticaretin geliştirilmesi ve profesyonelleştirilmesi için projeler üreten bir kurum haline getirilmesi şarttır. Fındıkla iştigal eden şirketlerin yurtdışı pazarlar açılması için Türk büyükelçiliklerinin Ticaret ateşelikleri etkin olarak kullanılmalı,fındık ticaretinde kaliteli bir standardizasyonun tesisi için çaba sarf edilmelidir. Fındık ticaretinin online bir şeffaflık kazanması,ortak bir veri tabanından borsa üyelerinin hangi şirketin alış-satış pozisyonunda olduğunun, satanın talep ettiği fiyat ile alıcının verebileceği fiyatın üyeler tarafından görülebilmesi de fındık ticaretinin modernleştirilmesi ve hız kazanması için önemli bir projedir. Fındığın Asya pazarında özelliklede uzak doğu pazarında çok az yer aldığı bilinen bir gerçektir. Bu pazarlarda etkin bir tanıtımın gerçekleştirilmesi,gerekirse ar-ge çalışmalarıyal bu bölgenin damak tadına uygun fındık türevlerinin geliştirilmesi için çalışılmasıda faydalı olacaktır. Sonuç: Fındığın her zaman güncel bir sorun olmaktan çıkarılması için Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yoktur. Sorunun yarım asırdır devam etmesi konunun çözümsüzlüğünden değil, gelen yönetimlerin çözmek için ciddi çaba sarfetmemesiden kaynaklanmaktadır. Sorunun çözülmesi için yapılacaklar yukarıda kısaca anlatılmaya çalışılmıştır. Çözülmemesi için gerekli olanlar ise zaten son 50 yıldır yapılmaktadır. Okunma Sayısı: 1187 Yorum Yazın
|