Parolanızı mı unuttunuz? Kaydolun.
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
  • default color
  • green color
  • red color

Yeni Tirebolu - Giresun bizi okuyor...

Perşembe
09
Eyl
ÇATISINA LEYLEĞİN YUVA YAPTIĞI EV, TÜRK’ÜNDÜR Yazdır
Cuma, 01 Mayıs 2009 10:32

 Hüseyin Raşit YILMAZ

 

 

 

       Geçmişten günümüze dek, zaman milli yapımızdan çok şeyler alıp götürdü. Eğer elinize geçerse alın, okuyun, eski Türkleri anlatan kitapları. Okuyunca göreceksiniz ki anlatılanlar, sanki bu dünya da hiç yaşamamış hayal kahramanlarının hikayeleri tadındadır.Tadı sizleri yanıltmasın, çünkü çoğunlukla Avrupalı olan seyyahların yazdıkları gerçeğin yansımasıdır.Batılıların düşünü dahi kuramayacakları ahlaki ve insani üstünlükler, aynı zamanda nefis bir zarafet eski Türklerde sıradan kabul ediliyordu.Yahya Kemal merhumun dediği gibi: ‘’Batı ütopyaları kurarken, Türkler onları yaşıyordu’’.
       Maalesef geçmişte garbın sitayişle bahsedip, hayranlıkla karşıladığı üstün milli meziyetlerimize, bugün bizlerde geçmişte batılıların baktıkları gibi bakıyoruz.Bazıları buna medenileşme diyor!Bunun adı medenileşme mi bilinmez ama insanlık adına ilerleme olmadığı kesindir.Aşağıda uzun bir devre dünyaya yön vermiş, mazluma dayanak, zalime cefa, insanlığa huzur, tebaasına adalet vermiş, şimdinin hayal kahramanlarına; eski Türklere dair bazı yazarların notlarını bulacaksınız.Özellikle yakın tarihten alıntılar yapılmıştır.Unutmayın, onlar yaşadılar ve bizim atalarımız.
       Türk, hususiyetlerinin heyeti umumiyesi itibariyle en hoşa giden insan tiplerinden biridir.Hiç bir zaman aldatmaz.Namuslu, iffetli ve doğru sözlüdür.Hatta bu sebepten komşuları olan Rumlar, Suriyeliler, İranlılar onlara acır ve alay ederler.Yakınlarına çok bağlı olan Türk, elinde bulunan her şeyini onlarla paylaşır, karşılığında da hiçbir şey talep etmez…….Bir çınar dalında yahut evin damına tünemiş leyleğin yuvası da mesut bir aile manzarası arz etmektedir.Türklerle Rumların karışık olarak bulundukları köylerde bir evin hangi tarafa ait olduğunu anlamak için eve girmeye lüzum yoktur.Leyleğin damına yuva yaptığı ev Türk evidir.(1)
       Bütün Türkler bir fikir üzerinde teemmüle dalmış filozoflara benzerler.Göz ve ağızlarında kesif bir iç hayatın ifadesi okunur.Hepsinin hareketlerinde aynı ciddiyet, konuşma, bakış ve mimiklerinde aynı itidal mevcuttur.İnsan, paşadan küçük bir bakkala kadar bütün Türklerin aynı okulda yetişmiş büyük senyörler olduklarını zanneder.O kadar ki, insan İstanbul’da bir halk tabakasının bulunduğunun farkına bile varmaz.Görünüşe göre hükmetmek icap ederse, denilebilir ki İstanbul halkı yeryüzünün en medeni ve en dürüst halkıdır.(2)Not:Aynı yazarın Rumlar ve Ermenilerle ilgili hakaretamiz ifadeleri vardır.
       Türkler, insan olarak, millet olarak şarkın en üstün ve şerefli ırkıdır.Çok asil ve necip karakterlidirler.Cesaretleri sonsuzdur.Dini, ailevi ve beşeri faziletleri bütün tarafsız insanlara taktir ve hayranlık ilham edecek çaptadır.(3)
       Türk soyundan gelenler, Avrupalılarla ne kadar az temas etmişlerse, o kadar mükemmel ve bozulmadan kalmışlardır.(4)
       Türklerin milli gururları çok kuvvetlidir.Fakat çok misafirperverdirler de.İyi yürekli, samimi, namuslu ve iyiliksever olan hakiki Türklerde bu misafirperverlik adeta bir din haline gelmiştir.(5)
       Her Türk doğuştan askerdir.Diğer mesleklerde işler kötü gittiği zaman askerliği benimser, ortaya (isterse bir ayaklanma hadisesi olsun) dövüşmek için bir mesele çıktığı zaman metin ve cesaretli Türk köylüsü uyanır ve şayanı hayret bir teşkilatçılık kabiliyet ve kudretini gösterir, bir çok çareler bulur.Türkler namuslu……..çocuklara, hayvanlara karşı müşfik ve çok sabırlı insanlardır.Fakat dövüşçülükleri tuttuğu zaman Hunların korkunç savaşçıları gibi oluverirler.(6)
       Türk kadınına umumiyetle bir şövalye kibarlığı ile hürmet edilir.Hiç kimse bir kadına el kaldırmaya kalkışmaz…..Koca, karısına karşı son derece nazik bir dost gibi davranır.Hele anaya karşı saygı sonsuzdur.(7)
       Yukarı da yazılanlar ulusların hayatı için çok kısa bir zaman sayılabilecek bir asır kadar yakın bir tarihlidir. Peki ne odluda biline dört bin yıllık tarihinde abidevi meziyetlere sahip olan Türkler, şimdi bu halde.Bunu çözmek için Türklerin asli özelliklerinden derin tefekkür haline geçmemiz gerekir.Muhakkak ümitsiz değiliz.Zira ümidimizin canlı tutan hadiseler zaman zaman yaşanmakta.Pakistan depremi sonrası yapılan yardım kampanyası kapsamında, Sivas’ta İlköğretimde okuyan yavrusunun getirdiği yardım zarfına evlilik alyansını koyan ve ‘bir işe yarasın ‘diyen anne, Kütahya’da bir ilköğretim öğrencisinin cebindeki iki milyonun birini yardım zarfına koyup, diğerini de  posta masrafına harcayan ve sonradan çok fakir olduğu öğrenilen dev yürekli Türk çocuğu ve benzeri eski Türkleri hatırlatan asillikler bizlere Türk milletinin içindeki emsalsiz korun sönmediğini gösteriyor.Türk’üm diyenlerin TÜRK olması temennisiyle…

(1)Küçük Asya,cilt 11,Elisee RELLUS,S.543
(2)Le Droit Du Croıssant,Hans Barth,s.165,1896
(3)Solition de la Question d’Orient,Lamartine
(4)En Turque d’Asie,Edmand Dutemple
(5)L’Asie Mineure,Demetrius Georgiades,1885
(6)K.G.M.G,Sir Charles Elsot,s.93,1908
(7)Cosmopolis,Vambery

Okunma Sayısı: 1084
feed0 Yorumlar

Yorum Yazın
 
  Daralt | Genişlet
 

busy
 

Yazar: Hüseyin Raşit YILMAZ

E-mail: Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

Diğer yazılarını göster

 

ANKET

REFERANDUMDA HANGİ OYU KULLANACAKSINIZ?
 

SAFKAD PANSİYON

YUSUFUN YERİ

TİREBOLUSPOR

İLG YAPI

GÜVEN TIP MERKEZİ