| TİREBOLU KİMLİĞİ |
|
| Cuma, 06 Şubat 2009 19:36 | |||
|
Biz Türkler için övünmek günümüzde bir davranış biçimi olmanın ötesinde bir alışkanlık haline gelmiştir. Esasında çıkış noktası itibariyle sağlam temelleri de yok değildir. Lakin açık yüreklilikle ifade etmek gerekirse; bizde ki övünme alışkanlığı mensubiyet duyduğumuz değerlerin yüceliği ile alakalı olduğu kadar bizlerin, yani büyük başarılara imza atmış ataların torunlarının, küçüklüğüyle de doğrudan ilgilidir. Sözün özü;dünyaya yön veren atalarımızın yaptıklarından bahsetmek, onlara layık olamamış, kendi ülkesinin kaderinde söz hakkı tartışılan bizlerin biraz olsun içini rahatlatmaktadır. Bu genel tespitin omurgasını hiç değiştirmeden Tirebolu’ya uyarlayabiliriz. Tirebolulu olmayanlar dahi bilirler ki; Tirebolu coğrafyasıyla,sosyal hayatıyla, potansiyelleriyle benzerlerinden oldukça farklıdır.Tarihi bir idare merkezi olması bereberinde yerleşik bir kent kültürünü ortaya çıkarmış, aktif ticaret yolları üzerinde bulunması ciddi bir eşraf tabakası oluşturmuştur. Giresun ve çevresinde ki güçlü Oğuz-Türkmen kültürü Tirebolu’da çok daha belirgin hale gelerek bölgemizi Türk kültürü için bir sit alanı haline getirmiştir. Tirebolu’daki Halaçlı, İregür(Karademir), Eymür, Çeğel, Boynuyoğun isimleri aynı zamanda bu köyleri kuran Türk boylarının adlarıdır. Halaçlar, Anadolu’nun değişik yerlerine dağılmış, bir kısmı İran’da yerleşik kadim bir Türk boyu, İregür ve Eymür Oğuz Türklerinin alt boyları, Çeğel tarihi M.Ö 8. asra uzanan en kalabalık Türk boylarından biri, Boynuyoğun ise bir Türkmen aşiretinin ismidir. Bununla birlikte Tirebolu, Ağasar yöresi ile birlikte Karadeniz’de Oğuz-Çepni kültürünün dil ve gelenek bağlamında en canlı yaşandığı iki yerden biridir. Bilindiği üzere Tirebolu nüfusunun önemli bir kısmının mensup olduğu Çepniler, Anadolunun Türkleşmesinde en etkili Türk boylarından olup, Karadenizde de en yoğun bulunan Türk boyudur. Giresun ve çevresinin Osmanlı tahrir defterlerinde ‘’Vilayet-i Çepni’’ adıyla anılmasının nedeni de yine bu boydur. Tirebolu’nun sağlam tarihi kökleri, hareketli sosyal ve siyasal hayatı karşımıza kritik dönemlerde insiyatif alabilen önemli isimleride çıkarmıştır..Kuvayı Milliye’ye destek veren fetvaya bölgemizde ilk imza atan Tirebolu müftüsü Ahmet Necmettin Efendi ve 42. Gönüllü Giresun Alayının komutanı Tirebolulu binbaşı Hüseyin Avni Alparslan Bey, Tirebolu’nun sinesinden çıkıp yakın tarihe yön veren isimlerdendir. Hüseyin Avni Bey, gönüllüleriyle Sakarya savaşına en sıkıntılı anda yetişmiş ve neredeyse alayının tamamı kendisi dahil olmak üzere şehit düşmüştür. Savaş meydanına kasırga gibi giren bu yiğitler düşmanı önüne katıp Türklüğün ölüm-kalım savaşı olan Sakarya’da bizlere kanla yazılmış bir vatan tapusu bırakmışlardır. Gelelim bugüne. Hepimizin övündüğü Tirebolulu kimliğinin Tirebolu’ya getirdiklerine. Maalesef bugünlerde Tirebolu,tarihine, kültürüne,doğasına layık olmaktan çok uzaktır. Caddelere,okullara isim vermeyi istisna kabul edersek Tirebolu tarihinden uzaklaşmıştır ve daha vahimi bu durum bir Allah’ın kulunu rahatsız etmemektedir. Halkova’dan Bada’ya kadar güzelim sahilimiz katledilmiştir. Hemde en ufak bir reaksiyon gösterilmeden. Tirebolu gibi kendine has mimarisi olan bir kent,iş bilmez idarecilerin ve estetik yoksunu kişilerin yüzünden feci bir beton yığınına boğulmuştur da bir vicdan sahibide ‘’bu ne haldir?’’ dememiştir. Tirebolu bir Safranbolu ya da Beypazarı olabilecekken bu fırsat kaçırılmıştır. Bütün bunlara rağmen Tirebolu hala güzelse, farklıysa,Tireboluluk hala bir övünç kaynağıysa umudumuzu kaybetmemek için dayanaklarımız var demektir. Ama unutmamak gerekir ki; hiç bir değer süren bir tahribata sonsuza kadar dayanamaz. Tirebolulular Tirebolu’ya sahip çıkmalıdır vesselam... Okunma Sayısı: 1356 Yorum Yazın
|